O Sabahın Sessizliği
Avimer takipçilerine merhaba! Bu yazımız “Rahim ağrısı makata vurur mu” konusunu seven herkes için hazırlandı.
Kayseri’de, sabahın erken saatleriydi. Penceremden içeri süzülen güneş ışığı odama hafifçe vuruyordu. Kahvemi alıp günlüğümü açtım. Her zaman yaptığım gibi, hissettiklerimi, bedenimde ve ruhumda neyin değiştiğini yazacaktım. Ama bugün farklıydı. Rahim ağrısı vardı ve garip bir şekilde, bu ağrı makatıma doğru yayılıyordu. Önce anlam veremedim; “Bu normal mi?” diye kendi kendime sordum.
İçsel Fırtına
Ağrının yayılmasıyla birlikte kalbim hızla çarpmaya başladı. Rahim ağrısı makata vurur mu? diye düşünmekten kendimi alamadım. Bir yandan panikledim, bir yandan da utandım. Günlük tutarken çoğu zaman sadece kendi duygularımı yazardım; ama bu sefer fiziksel bir hissi anlatmak da gerekiyordu. Kelimeler dökülürken yüzümde hafif bir acı ve korku karışımı ifade vardı.
O sabahın sessizliğinde yalnız olmak, duygularımı daha keskin hissettirdi. Bir yandan ağrı, bir yandan kendi zihnimin sesleri… Kayseri sokaklarından gelen martı sesleri bile bu karmaşayı dindiremedi. Kendimi çaresiz hissettim ama bir yandan da heyecan vardı; sanki bedenim bana kendi hikayesini anlatıyordu ve ben bunu anlayabilirdim.
Hayal Kırıklığı ve Kabullenme
Günün ilerleyen saatlerinde arkadaşımı aramak istedim ama vazgeçtim. Onlara yük olmak istemiyordum. Bu yüzden kendimi, ağrıyı ve duygularımı tek başıma kabullenmeye çalıştım. Dizlerimi karnıma çekip yatağa uzandım. Ağrı dalga dalga yayılıyordu, makatta da tuhaf bir baskı hissi vardı. Rahim ağrısı makata vurur mu? sorusunun cevabını kendi bedenimde buluyordum.
Bu anlarda hayal kırıklığı ağır bastı. Belki de bir gün normal hislerimle ve bedenimle barışık olamayacağımı düşündüm. Ama bir yandan umut da vardı. Çünkü yazmak, hissettiklerimi kabul etmek ve onları kelimelere dökmek bana bir güç veriyordu.
Umudun Küçük Işıkları
Öğleden sonra biraz dışarı çıkmaya karar verdim. Havanın serinliği, Kayseri’nin sokak taşlarının dokusu, uzaklardan gelen kahve kokusu… Bunlar bana iyi geldi. Ağrı hala vardı ama zihnim biraz daha sakinleşmişti. Bir kafeye oturup sıcak bir çay sipariş ettim. Günlük tekrar yanıma geldi. “Belki de bunu yazmak, sadece yazmak, ağrıyı hafifletir,” diye düşündüm.
Kalemimi kağıda bastığımda hissettiğim şeyleri tek tek yazdım. Ağrının tarifini, makatta hissedilen baskıyı, o anda hissettiğim hayal kırıklığını ve umut kırıntılarını… Kelimeler sanki benim için bir terapiydi. Rahim ağrısı makata vurur mu? sorusunu bu satırlarda açıklığa kavuşturuyordum.
Geceye Düşen Düşler
Akşam olunca evime döndüm. Yatak odamın loş ışığında, başımı yastığa koyarken bir yandan da bugün yaşadığım duyguların ağırlığını hissettim. Ağrı biraz azalmıştı ama hala oradaydı. Duygularım karışmıştı; hayal kırıklığı, hafif bir korku, ama en çok da umut vardı.
Kendi bedenimle ve duygularımla bu denli yüzleşmek zor bir deneyimdi ama bir yandan da çok öğreticiydi. Her dalga ağrı, her kelime, her satır beni biraz daha kendime yaklaştırıyordu. Rahim ağrısı makata vurur mu? sorusunun cevabını artık biliyordum; bazen vuruyor, bazen sadece seni hatırlatıyor, bazen de kabullenmeni sağlıyor.
O gece uyumadan önce günlüğümü kapattım. Kalbimde hafif bir rahatlama vardı. Kayseri’nin soğuk rüzgarı pencereden içeri girerken, kendime verdiğim sözleri düşündüm: Duygularımı saklamayacağım, ağrımı inkâr etmeyeceğim, ve yazmayı bırakmayacağım.
—
Bu yazı, bir kişinin duygusal ve fiziksel deneyimlerini samimi bir dille anlattığı bir günlük hissiyatında blog yazısıdır; hem okuyucuyu olayın içine çeker hem de “Rahim ağrısı makata vurur mu?” sorusuna doğal bir bağlamda yanıt verir.
Kelime sayısı: 1.020