İçeriğe geç

Hikayenin planı nedir ?

Hikayenin Planı Nedir? Küresel ve Yerel Perspektiflerden Bir Bakış

Hikaye yazmanın temelini atarken aklımızda beliren ilk şeylerden biri nedir? Karakterler, olaylar, mekânlar mı? Yoksa tüm bu unsurların doğru bir şekilde birleştirildiği bir “plan” mı? İster bir roman yazmak, isterse günlük hayatımızda başkalarına anlattığımız bir olay olsun, hikayenin planı her zaman kritik bir rol oynar. Gelin, bu “plan”ı biraz daha derinlemesine inceleyelim. Küresel bir bakış açısıyla, hikayelerin nasıl şekillendiğine, yerel bağlamda nasıl algılandığına ve hikayenin planının toplumların kültürel dinamikleriyle nasıl şekillendiğine dair samimi bir tartışma yapalım.

Hikayenin Planı: Temel Bir Çerçeve mi, Yoksa Evrensel Bir Yapı mı?

Bir hikayenin planı, çoğu zaman olayların sırasını ve gelişimini belirleyen, okuyucuyu veya dinleyiciyi bir noktadan bir başka noktaya taşıyan yapıdır. Ancak her kültür bu yapıyı farklı şekillerde algılar ve kurgular. Batı edebiyatında hikaye planı genellikle belirli bir düzene, başlama – gelişme – sonuç sırasına bağlıdır. Aristoteles’in “Poetika”sındaki anlatı yapısına baktığımızda, bir hikayenin gelişiminde önemli olan unsurların sırasıyla birbirini takip etmesi gerektiğini görürüz. Bir başlangıç (setup), bir zirve (climax) ve bir çözüm (denouement) vardır. Yani, olaylar sırasıyla bir bütünlük oluşturur.

Ancak bu plan, evrensel olarak geçerli mi? Gelin, biraz da yerel bakış açılarından bakarak bu soruyu tartışalım.

Kültürlere Göre Hikaye Planının Algılanışı

Batı dünyasında hikayelerin çoğunlukla doğrusal bir şekilde sunulması beklenir. Başlangıç, ortalama bir gelişim ve belirli bir sonuç — tam anlamıyla klasik bir anlatı yapısı. Ancak, Doğu kültürlerinde hikayelerin yapısı bazen daha karmaşık olabilir. Özellikle Çin ve Japon kültürlerinde, hikayeler genellikle “kapanış” veya net bir “sonuç”tan çok, bir döngü ve sürekli akış içerisinde düşünülür. Bu durum, Batı’nın mantıklı, sıralı yapısından çok, daha organik, döngüsel bir yapı ortaya çıkarır. Mesela, Japon edebiyatındaki “mono no aware” (şeylerin geçici güzelliği) felsefesi, hikayelerde kapanışı değil, daha çok süregeldiği hissiyatı vurgular.

Bunun bir örneği olarak, “Akira Kurosawa’nın filmleri”ni ele alabiliriz. Japon sineması, çoğunlukla Batı’daki dramatik yapıya göre daha az “keskin” sonlarla biter. Yani, her şeyin bir “sona erdiği” bir sonuca varma gerekliliği yoktur. Burada anlatının içindeki yolculuk, deneyim ve kararsızlık ön plana çıkar. “Plan” burada daha esnektir; başlangıç ve sonuç arasındaki çizgiler çok daha flu olabilir.

Hikaye Planı ve Yerel Dinamikler: Yerel Hikayelerin Derinliği

Hikayenin planı, sadece kültürel algılarla değil, aynı zamanda toplumun genel dinamikleriyle de şekillenir. Örneğin, geleneksel halk hikayeleri, masallar ve efsaneler, her toplumun değerlerine, normlarına ve tarihsel bağlamına göre farklı şekillerde yapılandırılır. Türk halk edebiyatı, genellikle kahramanlık, azim ve halkın gücünü ön plana çıkarırken, Batı’da bazen bireysel başarı, öne çıkan bir tema olabilir. Aynı şekilde, Afrika’da çok yaygın olan hikayeler, daha çok sözlü geleneğe dayanır ve bu hikayeler zamanla “gelişen” ve sürekli yenilenen bir yapıya sahip olabilir. Yani, burada “plan” aslında sabit değil, toplumun yaşam biçimine ve anlatma tarzına göre evrilir.

Örnek olarak, Türk masallarını ele alalım. Klasik “Nasreddin Hoca” hikayelerinin çoğu, akıl ve zekâ ile ilgili dersler verir. Hikayeler çok belirgin bir plana sahip olsa da, öğrettikleri derslerin zamanla geliştiği ve çok daha farklı bağlamlarda anlam kazandığı da doğrudur. Hikayenin yapısı, toplumun en temel ihtiyaçları ve geleneksel değerleriyle uyumlu olarak şekillenir.

Hikayenin Planı: Bireysel Deneyimlerin Gücü

Sonuçta, her hikaye planı, anlatıcısının veya yazarının bakış açısına göre farklılık gösterebilir. Küresel olarak bakıldığında, bir hikaye planı genellikle bir noktadan bir başka noktaya ulaşan bir yolculuk olarak kabul edilir. Ancak yerel ve bireysel bağlamda, hikaye anlatıcıları bazen bu yolu çarpıtarak, başlangıç ve bitiş arasında o kadar çok yön ve detay eklerler ki, orijinal “plan” anlamını kaybedebilir.

Birinin “kendi” hikayesini anlatırken nasıl bir plan izlediğini düşünün. Hikaye, bazen hayatın kendisinden bile daha karmaşık hale gelebilir. Herkesin anlattığı hikaye, o kişiyi anlatan bir yansıma olduğundan, bazen konu başlangıçla bitiş arasındaki net bağları tamamen sarsabilir. Yaşanmışlıkların içindeki boşluklar, her şeyin tam olarak “planlanmadığı” bir anlatıyı ortaya çıkarabilir.

Toplulukla Birlikte Paylaşmak: Sizin Hikayeniz Nasıl Planlanır?

Burada, hepinizden duymak isterim: Hikayenizin planı neye benziyor? Bir yazar olarak mı, yoksa günlük yaşamınızda bir hikaye anlatıcısı olarak mı, sizce “hikayenin planı” ne demektir? Küresel ve yerel bakış açıları arasındaki farkları fark ettikçe, kendi yaşamlarımızdaki hikayeleri de daha farklı bir gözle değerlendirmeye başlayabiliriz.

Birlikte daha fazla tartışmak, daha farklı kültürlerden gelen hikayeleri keşfetmek ve topluluk olarak hikayelerimizi paylaşmak, bu konuda daha derin bir anlayış geliştirebiliriz. Hikayelerin sadece düz bir yapıdan ibaret olmadığını kabul edersek, anlatma biçimimizin çok daha zengin, çok daha anlamlı olabileceğini görebiliriz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet mobil girişbonus veren bahis sitelerivdcasino bahis sitesibetexper.xyzbetci güncel girişhttps://betci.bet/betci girişbetci giriş