Ağır Engelli Kimlere Denir? Ağır Engellilik Raporu ve Hakları
Bir insanın günlük yaşamını sürdürebilmesi için nelere ihtiyacı vardır? Kimi için merdiven çıkmak, kimi için yemek hazırlamak, kimi içinse yalnızca evden dışarı çıkabilmek ciddi bir çabaya dönüşebilir. Engellilik kavramı üzerine düşünürken asıl mesele, yalnızca bir hastalığın adını bilmek değil, o durumun kişinin yaşamını nasıl etkilediğini anlayabilmektir. Ağır engelli kimlere denir? sorusu da tam olarak bu noktada önem kazanır.
Ağır engellilik, kişinin sağlık durumunun yanı sıra günlük yaşam aktivitelerini ne ölçüde bağımsız gerçekleştirebildiğiyle de ilişkilidir. Ancak bu kavramın resmî karşılığı, raporun düzenlendiği mevzuata ve değerlendirme türüne göre değişebilir.
Ağır engelli ifadesi, günlük yaşamını sürdürürken başkasının yardımına veya bakımına önemli ölçüde ihtiyaç duyan kişileri tanımlamak için kullanılan bir kavramdır. Bununla birlikte, her engelli birey ağır engelli olarak değerlendirilmez. Belirleyici olan yalnızca hastalığın türü veya engel oranı değildir.
Türkiye’de güncel sağlık kurulu uygulamalarında özellikle tam bağımlılık durumu, kişinin günlük yaşam faaliyetlerini başkasının yardımı olmadan yerine getirip getiremediği üzerinden değerlendirilir.
Değerlendirmede şu alanlar dikkate alınabilir:
– Kişisel bakım: Giyinme, banyo yapma ve tuvalet ihtiyaçlarını karşılama.
– Beslenme: Yeme ve içme faaliyetlerini bağımsız gerçekleştirebilme.
– Hareket kabiliyeti: Yürüme, yataktan kalkma ve ev içinde hareket etme.
– İletişim ve bilişsel işlevler: Günlük yaşamı etkileyen iletişim, algılama ve karar verme güçlükleri.
– Güvenlik: Kişinin kendi güvenliğini sağlayabilmesi ve sürekli gözetim ihtiyacı.
Bu ölçütler tek başına otomatik bir sonuç oluşturmaz; kişinin sağlık durumu, işlev kaybı ve ilgili yönetmelik kapsamında değerlendirilir.
Engelliliğe yönelik toplumsal yaklaşım tarih boyunca değişmiştir. Geçmişte engellilik çoğu zaman bireysel bir sorun olarak görülürken zamanla eğitim, sağlık, erişilebilirlik ve sosyal haklarla ilişkili bir konu hâline gelmiştir.
Tıbbi model, engelliliği büyük ölçüde kişinin sağlık durumuyla açıklar. Günümüzde ise sosyal model, fiziksel çevrenin, toplumsal tutumların ve erişilebilirlik eksikliklerinin de engellilik deneyimini şekillendirdiğini vurgular.
Örneğin tekerlekli sandalye kullanan bir kişinin merdivenli bir binaya girememesi yalnızca sağlık durumuyla açıklanamaz. Binada rampa veya asansör bulunmaması da bağımsız hareket etmesini engeller.
Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, engelli bireylerin insan haklarından eşit biçimde yararlanmasını esas alır. Türkiye de sözleşmeye taraftır.
Kaynak: Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi
Peki, bir kişinin yaşamını zorlaştıran koşulların ne kadarı sağlık durumundan, ne kadarı toplumun oluşturduğu engellerden kaynaklanmaktadır?
Türkiye’de engellilik değerlendirmesi, ilgili mevzuata göre yetkili hastanelerin sağlık kurulları tarafından yapılır. Yetişkinlerde temel düzenlemelerden biri, 20 Şubat 2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliktir.
Çocuklarda ise yaşa ve değerlendirme türüne uygun farklı düzenlemeler uygulanabilir.
Hayır. Bu iki kavram birbirine yakın görünse de aynı anlama gelmez.
– Engel oranı, sağlık durumuna bağlı işlev kayıplarının mevzuattaki ölçütlerle değerlendirilmesi sonucunda belirlenir.
– Tam bağımlılık, kişinin günlük yaşam faaliyetlerini başkasının yardımı olmadan sürdürebilme durumuna ilişkin değerlendirmedir.
– Ağır engellilik ifadesi, eski raporlarda ve bazı sosyal yardım uygulamalarında karşılaşılabilen bir tanımlamadır.
Eski tarihli raporlarda bulunan “ağır engelli” ibaresi ile yeni raporlardaki “tam bağımlı” değerlendirmesi, her durumda otomatik olarak birbirinin yerine kullanılamaz. Hak sahipliği belirlenirken ilgili kurumun güncel mevzuatı ve raporun niteliği dikkate alınır.
Resmî kaynak: Mevzuat Bilgi Sistemi
Ağır engelli veya tam bağımlı olarak değerlendirilen kişilerin yararlanabileceği destekler; gelir durumu, bakım ihtiyacı, raporun içeriği ve ilgili programın koşullarına göre değişebilir.
Başlıca destek alanları şunlardır:
– Evde bakım yardımı: İlgili mevzuattaki bakım ihtiyacı ve gelir şartları sağlandığında değerlendirilebilir.
– Engelli aylığı: Sosyal güvenlik ve gelir koşulları çerçevesinde bağlanabilir.
– Sağlık hizmetleri: Tıbbi ihtiyaçlara ve ilgili geri ödeme kurallarına göre sunulabilir.
– Erişilebilirlik hakları: Ulaşım, kamu binaları ve diğer hizmetlerde ilgili düzenlemeler kapsamında kolaylıklar sağlanabilir.
– Vergi ve istihdam hakları: Kişinin durumuna ve mevzuattaki şartlara göre farklı haklar gündeme gelebilir.
Önemli bir ayrıntı vardır: Engelli sağlık kurulu raporu almak, bütün sosyal yardımlardan otomatik olarak yararlanmak anlamına gelmez. Her desteğin kendine özgü başvuru ve uygunluk koşulları bulunur.
Güncel bilgi için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile e-Devlet Kapısı üzerinden ilgili hizmetler incelenebilir.
Dünya Sağlık Örgütü, dünya genelinde yaklaşık 1,3 milyar kişinin, yani dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 16’sının önemli düzeyde engellilik deneyimi yaşadığını bildirmiştir. Bu tahmin, engelliliğin az sayıda insanı ilgilendiren istisnai bir durum olmadığını gösterir.
Kaynak: Dünya Sağlık Örgütü – Disability
Ancak bu oran, Türkiye’deki ağır engelli veya tam bağımlı kişi sayısını göstermez. Bu gruplara ilişkin değerlendirmelerde kullanılan tanımlar farklı olduğundan, istatistikler karşılaştırılırken kapsam ve yöntem dikkate alınmalıdır.
Engellilik konusunda yalnızca rapor oranlarına odaklanmak, kişinin gerçek yaşam deneyimini gözden kaçırabilir. Aynı tanıya sahip iki kişinin günlük yaşam ihtiyaçları farklı olabilir. Erişilebilir bir ev, uygun yardımcı cihazlar ve düzenli bakım desteği kişinin bağımsızlığını artırabilir.
Bu nedenle asıl soru yalnızca kaç kişinin ağır engelli olduğu değil, ihtiyaç duyan kişilerin hangi desteklere erişebildiğidir.
Ağır engelli kimlere denir? sorusunun yanıtı, kişinin sağlık durumunun günlük yaşamına etkisini ve başkasının yardımına duyduğu ihtiyacı anlamaktan geçer. Türkiye’de resmî değerlendirme, ilgili sağlık kurulu yönetmelikleri ve sosyal destek programlarının koşulları çerçevesinde yapılır.
Konuya yaklaşırken şu noktalar unutulmamalıdır:
– Her engelli birey tam bağımlı değildir.
– Engel oranı ile bakım ihtiyacı aynı ölçüt değildir.
– Eski ve yeni raporların hukuki karşılığı farklılık gösterebilir.
– Sosyal yardımlarda raporun yanında gelir ve diğer uygunluk koşulları da aranabilir.
– Erişilebilir çevre ve toplumsal destek, kişinin yaşam kalitesini doğrudan etkileyebilir.
Engelliliği yalnızca bir belgeye veya yüzdeye indirgemek yerine kişinin ihtiyaçlarını, haklarını ve bağımsız yaşama imkânlarını birlikte değerlendirmek gerekir. Çünkü bir toplumun kapsayıcılığı, yalnızca kurallarıyla değil, desteğe ihtiyaç duyan insanların yaşamını ne kadar kolaylaştırabildiğiyle de ölçülür.